banner110

İsrailin Gazze Saldırısının Arkasında Yatan Gerçekler !

04 Ağustos 2014, 12:14
Bu makale 2043 kez okundu
İsrailin Gazze Saldırısının Arkasında Yatan Gerçekler !
 “Filistin direnişinin büyük sürprizlerinin oyunu bozduğu ve sadece Tel Aviv'de değil, Arap Baharı'ndan ve bölgede yaşanabilecek nitelikli değişimlerden rahatsız Kahire ve diğer Arap başkentlerinde dahi kördüğüm oluşturduğu şüphesiz. ” 

Mısır’lı ünlü yazar Nebil Fuli, direnişin etkisini bu cümleler ile ifade ediyor. Beklenmeyen bir direnişin, yüzyıllardır gizli yahut yarı gizli olarak planlanmış “siyonizm” projesinin, direniş bitene kadar kağıtta kalacağını gözler önüne seriyor.

Peki, bu “siyonizm” terörü, nasıl bu raddeye geldi? İsrail’in, kendi silah mermilerinin seslerinden bile korkacak kadar ödlek olan askerinin, ülkelerine Türkiyeli biri tarafından getirilen çikolata makinesiden “tehlikeli olabilir” yargısı çıkarabilen korkak halkının, Gazze’ye girmeyi istemeye cesaret etmesine sebep olan bu istek nereden geliyordu? Ya da kendilerini cesaretlendiren gücün kaynağı neydi?

İsrail’in üç askerinin Hamas tarafından öldürüldüğünü iddia etmesi üzerine, “Gazze’ye saldırma” kararını aldığı günden itibaren olayları takip eden biriyseniz, Dünya üzerinde “güçlü” olarak kabul edilen devletlerin,(Rusya hariç) açık bir şekilde Siyonist rejime destek verdiğinin farkındasınızdır.

Olayların kızışmaya başladığı andan itibaren, Filistin’e destek veren devletlerin de sadece kınamak ile kalsa bile Venezuela, Şili ve Türkiye olduğunu da gözlemlemişsinizdir. Şimdi bu bildiklerinizi bir kenara not edin.

Bundan tam altmış yıl öncesine dayanan, Gazze’yi ele geçirme projesinin başlamasından itibaren İsrail, kendisine çeşitli tepkilerin doğacağını elbette farkediyordu. Bu yüzden, kendisine muhalefet edecek, kendisini eleştirecek ve tepki duyanların başvuracağı bir yapı oluşturmaya karar verdi.  

Böylece, kendisinin yaptığı katliamlar karşısında, kendisine tepki veren kişiler bu kurumlara başvuracak, böylece İsrail, tepki verenleri kontrol altında tutabilecekti. Eğer böyle bir kurum kurulmasaydı, tepki verenler bağımsız bir kurum kurmaya kalkışacaktı. Böylece, muhalefet makamı İsrail’in kontrolünden çıkacak,bu durumda yapacakları icraatları tehdit edecekti.

Düşünün, size muhalefet edecek kişiler, sizin adamınız olursa muhalefet kavramının meşruluğu kalır mı?

Bir kaç yıl öncesine kadar, çok sevdiğim bir aydın kişi ile muhabbet ederken, bana İİT’nin İsrail tarafından kurdurtulduğunu söylemişti. Bu görüşü yasa olarak sizlere sunamam. Bu sadece benim de kabul ettiğim bir teori.

Şimdi, bunları neden anlattığımı merak ediyorsunuz. İsrail’i cesaretlerinden kavramın ne olduğunu sormuş iken, aynı anda kendisine muhalefet olanları kontrol altında tutmak için bir kurum oluşturduğu ütopyasını söylüyorum değil mi?

Aslında tam manası ile böyle değil. İsrail devleti, kazandığı hiç bir toprak bulunmadığı için korkuya mahkum olarak yetişen bir toplumdur. Çünkü, bu güne kadar “Beni İsrail” olarak, bulundukları bütün toplumlardan sürülmüşlerdir. 

“Hitler’in Yahudileri katletme” aldatmacası olarak, dünya üzerinde çeşitli yerlerde bulunan bütün İsraillileri bir arada toplamışlardır. Böylece, Dünyanın tam merkezinde, bütün yerlere ulaşım olarak göbek noktası makamında bulunan, aynı zamanda kendilerince kutsal sayılan “Gazze” topraklarını ilhak etmişlerdir.

Bu yüzden, İsraillier korkak bir millettir. Çünkü, ellerinde bulunan toprakların, bir gün gerçek sahibinin geleceğinden endişelenmektedirler.
“Kediyi köşeye sıkıştırırsanız, üzerinize atlar!”

İsrailliler, çocuklarına küçük yaştan itibaren üstün ırk olduklarını, vadedilen topraklara kavuşmaları gerektiğini bu yüzden birbirlerine sımsıkı bağlı olmalarını  vurgularlar. Ve İsraillilerin bir kırmızı çizgisi vardır. “Hiç bir İsrail vatandaşı, başka bir devlet tarafından yargılanamaz!”

Peki, bütün bu anlatılanların İsrail’in Gazze’ye girmesi ile ne alakası var? Durumu şöyle özetleyebiliriz.

Son 4 yılda İsrail, dünya üzerindeki hakimiyetini yavaş yavaş kaybetmeye başladı. Hakim olduğu ortadoğuda “Arap Baharı” hareketi yaşanmaya başladı. Bütün gücü ile bu hareketi bastıran İsrail, malesef güçlenen Türkiye’yi engelleyemiyordu.

Türkiye’de bir yardım kuruluşu olan İHH’nın, Mavi Marmara gemisi ile Gazze’ye yardım götürmesi ve bu yüzden Mavi Marmara gemisine saldırı yapılması sonrasında İHH ve Türkiye hükümetinin İsrail’i dünya kamuoyunda yargılamaya  başlaması, İsrail’i bir hayli ürküttü.

Çünkü, Türkiye muhalefetinin ipleri, İİT örneği gibi ellerinde değildi. Bir anda bütün Arap ve İslam dünyası Türkiye’yi yükselen güneş olarak görmeye başladı. Bunun üzerine, İsrail’in geleceği tehlike altına girmeye başlamıştı. Elbette, haksız olarak ihlal ettiği topraklar, sahipleri tarafından bir gün ellerinden alınacaktı.

İsrail muhalefet medyası, Netenyahu’yu acımasızca eleştiriye boğmaya başladı. Netenyahu’nun bir şekilde kendi hükümetini güçlendirmesi lazımdı. Kaddafi’nin, Hüsnü Mübarek’in devrilmesi ve ortadoğu da başlayan Arap baharını durdurulması lazımdı. 

Amerika’yı zaten, Newyork’ta bulunan ekonomi merkezlerini kaldırma tehditi ile tehdit ederek, ekonomilerinin çökeceği gerçeğini bildiklerinden dolayı, Amerika’yı avuçlarının içine almışlardı. 

Bütün ülke başkanları kendi hükümetlerini korumak için İsrail’e destek vermek zorundaydı. Bu yüzden İsrail, Gazze’ye saldırarak hem kendi halkının istediği “kan ve toprak arzusunu” karşılayacaktı, hemde muhalefet medyasını susturabilecekti.  

Gazze’ye girerek, dünya üzerinde son 4 yılda kaybettiği bütün karizmayı, kendi halkı başta olmak üzere geri kazanacaktı. Ve, dünyaya bir mesaj verecekti: İsrail’i durduramazsınız!
Her şey tıkırında gidiyordu. Önceden Yahudi lobileri ile yapılan toplantılar ile kararlaştırılan büyük saldırı gerçekleşecekti. Bu sayede Gazze’yi haritadan silecek, siyonizm topraklarına kavuşma hedefine çok yaklaşacak, dünyaya güçlü İsrail’i göstereceklerdi.

Yoksa, savaşa giderken cesaret hapı alan İsrail’in korkak askerleri ve korkudan tırnaklarını yiyen ödlek halkı asla ve asla bir savaşı göze alamazdı. Bu savaş, yok olma korkusunu hisseden İsraillileri tekrardan dünyanın en güçlü milleti olduğu anlayışını taşımaya itecekti. Çünkü bu pislik halkın kibri, yok olma korkusu, her türlü çirkefliği yaptırabilirdi.

Lakin, planlanmayan tek şey, Filistin halkının direnişiydi.

İnşallah, bir sonraki yazımızda, direniş hareketinin İsrail’i nasıl uçuruma sürüklediğini anlatmaya çalışacağız. 

Selam ve dua ile..

banner120

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner115
    Hava Durumu
    Tümü Anket
    Ne Tür Haber Okuyorsunuz ?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv