banner110

'Öz'de Müslüman Olmaya 'Söz' mü?

03 Temmuz 2014, 12:35
Bu makale 5262 kez okundu
'Öz'de Müslüman Olmaya 'Söz' mü?
Bilal GÜNDOĞDU
 “Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.” (Hucurat – 49)
Niye olduğu düşünülmez, günümüzde bu Ayet-i Kerime pek moda! oluverdi. 

Bu günlerde, hemen hemen (kendini muhafazakâr olarak tanımlayan) her sitede, her köşe yazısında, her Sosyal Paylaşım mecrasında bu ayete rastlamak mümkün.

Hiç düşünüyor muyuz acaba neden bu ayet günümüzde bu kadar meşhur oldu? Gözümüze pek ilişir oldu? Ben düşünüyorum şahsen. Düşünüyorum, düşünüyorum ve sonunda bu “ifrit’ten sual”e cevap buluyorum. (ya da bulduğumu düşünüyorum, her neyse.)

Bence bunun sebebi, inananlar bugünlerde bir kez daha fark etti ki; Kur’an-ı Kerim, sadece indiği asra değil, bütün asırlara hitap ediyor. Maalesef ki, “Sözde Müslüman” olduğunun yeni farkına varıyor. Ve bunu daha önce fark edememişliğin acısını çekiyor.

Neden?

Çünkü eğer ki bu ayeti hata etmeden önce gündeme koysa idi ve her sabaha yeni bir gündem maddesi ile uyandığımız şu asırda, bu ayeti gündeminden düşürmese, manasına ve özellikle de idrakine uğraşsa idi; bugün, gerek malum medya organlarının kusmuş olduğu zehirden etkilenmeyecek ve gerek sürmüş olduğu yaşam içerisinde bunun acısını çekmeyecekti.

Ama insanoğlu, tarihte de olduğu gibi hep, “hatalardan ders çıkarma” yoluna gitti! Tamam, hatalardan ders çıkaralım ve çıkarmalıyız da ama bir kere de olsa düşünemez miydik; hatalardan ders çıkarmak yerine hata yapmayalım, hata yapmamaya gayret edelim. Hatayı yaptıktan sonra bu sorunu nasıl aşacağımızı bilemediğimizde, İlahi Emire başvurmak yerine, hata yapmadan İlahi Emir ne diyor ona baksa idik. Baksa idik ki görse idik, Hz. Allah (c.c) hangi durumlarda bizleri uyarıyor. Nelerden, kimlerden, nerelerden uzak durmamızı bizlere vahyediyor.

Hadi bunu anladık diyelim. Hata yaptıktan sonra da olsa bu Ayet-i Kerime’yi gündemimize almayı başardık. Neden hala aynı hatayı bile bile hala tekrarlıyoruz? Neden dolaylı yoldan da olsa, bize “yalan haber” getiren “fasık”lara itibar ediyoruz? Onların medya – yayın organlarını takipte sınır tanımıyoruz?

He tabi biz, etkilenmeyiz! Az da olsa okumuş, koskoca adam olmuşuz! Hepimiz bilinçliyiz! Kim haklı kim haksız, kim doğru kim yanlış bunu biz bilmeyeceğiz de kim bilecek ki!? Hem zaten öylesine bakınıyoruz! Bakalım nasıl haber yapıyorlar onu ölçmek için izliyoruz! Belki de birilerinin dediği gibi “Sadece ibret almak için izliyoruz.”

Cıkkk! Yanılıyoruz işte. Bu iş bizim bildiğimiz, dediğimiz gibi değil işte. Kabul etsek de değil, kabul etmesek de. Ne kadar okumuş olursak olalım, bu bizim yanlış yapmayacağımız anlamına gelmedi işte. Evdeki hesabın çarşıya uymadığı gibi, bizimde planlarımız uymadı bazı hesaplamalarımıza…

Tekrardan yukarıda sormuş olduğum “Neden?” sorusuna dönecek olursak; Çünkü kusulan zehir, meyve vermeye başladı. Dizilerde normalleştirilen alkol tüketimi, zina ve fuhuş alışkanlığı, aile içi çarpık ilişkiler, okullarda çeteleşmeler ve madde bağımlılığı* sadece medyada değil günlük yaşantımızda da normalleşti. (Ama haklarını da yememek lazım bu örnek(*) henüz gerçekleşmedi. Hala madde bağımlılığının doğru olmadığı aktarılıyor. Çünkü bunu normalleştirmek için toplum henüz müsait değil. Hele şartlar oluşsun o zaman da bakar bu de işe bizim canımızın içi medyamız!)

Artık zina neredeyse ilkokul çağına kadar indi. Alkol derde derman tek çare oldu. Aile içi ilişkiler baş gösterdi. Artık her okulun bir “dayı”sı ve ona tabi olan “yeğen”leri var. Üniversitelerde öğrenciler, tarih hocalarına itiraz eder oldu; “Dizide bu konu böyle anlatılmıyordu!” diye. Ve muhterem bir hocamızın değişiyle; “Okullar ilim değil, film yapar oldu.” Oldu da oldu… Saymakla bitiremeyeceğimiz felaketler kaçınılmaz ve ne dehşettir ki normal oldu.

Siz sanıyor musunuz ki, bütün bu olanlar birden bire oldu? Gelişigüzel hayatımıza girdi! Öyle değil işte! Biz zannediyoruz ki, “artık devir teknoloji devri, çocuklar istediğine istediği an ulaşıyor ve bu rezaletleri de oralardan buluyor.”

İyide hele bir düşünelim bakalım çocuklar, gençlik nereden aklediyor bu rezil fikirleri? Ama düşünmüyoruz ki. Zaten düşünüyor olsak, ne bu durumlardan hiç biri başımıza gelirdi ne de biz bu yazıya gerek duyardık… Ve zaten bu rezilliğin mimarlarının bir diğer amacı da bizleri sanal gündemler ile meşgul edip, düşünmekten alıkoymak. O kadar çok dizi takip ettiriliyoruz ki düşünmeye vakit bulamıyoruz. “Bir anlık tefekkür, bin yıllık ibadetten (bile) daha hayırlı” iken biz, ne ibadet ediyoruz, ne de tefekkür! Hâlbuki Kur’an-ı Kerim’de en çok sorulan sorulardandır; “Akletmez misiniz?” “Zikretmez misiniz?” “Düşünmez misiniz?”

Ve bakın yazarken geldi aklıma, Malkolm X’in şu ibret verici nasihati;

"Eğer dikkat etmezseniz medya, sizin mazlumlardan nefret etmenize, ve zalimleri de sevmenize sebep olur.’’

Aslında bu söz de çok moda bu günlerde. Malum, geçtiğimiz ay “Şehitler Ayı” idi. Malkolm X’de bu ayda vefat ettiği için, onun sözleri, nasihatleri, tecrübesi ile tespitleri de pek moda oluvermişti birden bire. Ama dediğimiz gibi sadece moda olmuştu. Moda olmuş ve öylece kalmıştı. Hâlbuki benim bildiğim verilen nasihatler laf olsun diye verilmez, uygulamamız için verilirdi. Ve bu sözün sahibi de eminim ki laf olsun diye değil, icraat’e konulsun diye söylemişti bu sözü. Zaten “laf olsun – torba dolsun” diye söylemiş olsa idi, söz bu kadar okkalı kurulamaz ve haliyle günümüze kadar da ulaşamaz idi.

Ve aslında bizleri, Necip Fazıl’ın deyimi ile, “fuhuş albümü gazete”leri ile bizden ettiler. Bizi bizden, uzak ettiler. Bizi kendimize, kendi tarihimize uzaklıktan da öte düşman ettiler.

Hani diyoruz ya hep; “Topla, tüfekle bizi alt edemeyenler, ahlakımızı yozlaştırarak yenmeye, emirleri altına almaya çalıştı ve başarılı da oldular.” diye. Heh işte..! Ahlakımızı da medya organları ile bozmaya çalıştılar ve hız kesmeden çalışmaya devam ediyorlar...

Mesela bakın geçtiğimiz hafta iri medyadan bir tanesi Kocaeli’nden gelen bir grup dershane öğrencilerini almamış stüdyosuna. Aslında buyur etmişler ama içlerinden başörtülü olanları “imaj zedelenmesi” yaşanacağı için alamayacaklarını söylemeleri üzerine başı açık olanlarda bu rezaleti protesto amaçlı girmemişler içeriye. Ve doğal olarak (genellikle muhafazakar kesimden) herkes tepkili bu olaya. “Bu asırda böyle yobazlık mı olurmuş” diye. Doğrudur evet bende tepkiliyim. Rezalete ortak etmek için başörtülüyü yarışmacı alıyorsun da seyirci olarak neden almıyorsun diye. Ama benim asıl tepkim o başörtülü olan kardeşlerime. Öyle ya senin ne işin var orada? Niye onlara prim yaptıracak davranışta bulunup gidiyorsun oraya? Bilmiyor musun ki, gideceğin program ahlaksızlıkta ün yapmış! Bu yüzden yığınla para cezası almış. Hem “sükût ikrardandır”ı kabul edecek hem de rezalete prim yaptıracaksın! Hem;

“Irzımızdır çiğnenen, evladımızdır doğranan!
Hey sıkılmaz ağlamazsan, bari gülmekten utan!”

dizelerinden haberdar olacaksın hem de içeriye, güya eğlence programına gideceksin! İyi buyur git. Git bakalım seni onlar buyur edecekler mi? Git bakalım onların ekmeğine ne kadar yağ süreceksin? Git!

Olmaz arkadaşlar olmaz! Bu iş böyle yürümez! Bu böyle olmaz! Esas olan “sözde” değil “özde” Müslümanlıktır. Ben bunu bilir, bunu söylerim! Ve sona gelmişken tekrar soruyorum;

“Öz”de Müslüman Olmaya “Söz” Mü?

Selam ve Dua ile…


twitter.com/HfzBilal5461

banner120

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner115
    Hava Durumu
    Tümü Anket
    Ne Tür Haber Okuyorsunuz ?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv