banner110

Reyhaneh Cebbari Melayeri

29 Ekim 2014, 13:45
Bu makale 2723 kez okundu
Reyhaneh Cebbari Melayeri

Selamun aleyküm

İran’la şeriatı özleştiren hain dünya

Selamun aleyküm

Dünyaya şeriatı tam aksi gösteren İran

Bugün İran Tahran’da  26 yaşındaki bir mimar ablamız Reyhani Cebbari Melayeri kendisine tecavüze yeltenen pislik bir eski İran istihbaratçısını öldürdüğü için idam edildi. Haberi duyunca :

Normal yani orası  İran bu yıl yaklaşık 250 kişiyi idam etti. Geçen yıl en az 369 kişiyi idam etmişti. Hukuksuzluğun ve adaletsizliğin ekmek peynir gibi yenildiği bir ülke orası….

Dediğinizi duyar gibiyim…Ama bakın aslında İran bunu hep yapıyor…

Adamların işi bu ŞERİAT (!) ı yerine getiriyorlar….

Hainlere lafım yok zaten hainler. Asıl lafım derdim ve sıkıntım farklı. Lakin  özeleştiri vakti geldi geçti bile….

Esma için ağlayanlar meydanları dolduran bizler İranlı mimar Reyhani Cebbari Melayeri’nin adını bile duymadık .Sanki Esma Biltaci’nin kanı onunkinden daha koyuydu….

Allah aşkına gözümüz göre göre idam edildi bu ablamız. Tam 7 yıl sürdü mahkeme ne zaman ses çıkardık…

Durun durun kafanız karıştı bakın olay şöyle :

Sene 2007 Yer İran

Hani şeriatçı olan İran (!)

Eski bir istihbaratçı tarafından tecavüze uğranmak istenen Reyhani ırzını korumuş ve o pisliği öldürmüştü. Buna karşılık 2009 yılında devam eden mahkeme de sözde hukukun ve adaletin hakimi ama beyinlerinin hakimi bile olamayan insana benzeyen ama alakaları olamayan hukuk müsvetteleri tarafından ablamıza idam cezası veriliyor…

Ve bugün ablamız (ALLAH ONU CENNETİNE KOYSUN ) İDAM EDİLDİ …. Ve bana göre ırzını koruyarak arşın gölgesinde daha dünyada iken gölgelenmişti…

Evet inanması zor ama idam edildi hem de tüm dünyanın gözü önünde kimseden ses çıkmadı. Herkes gözünü yumdu. Müslümalığın dibi diye bilinen İran Allah’ın adaletini uyguladığını söyleyerek idama karar verdi ve bugün uyguladı….

Ablamız ırzını korudu iffeti le cennete nasıl uçtu gördünüz mü ?

Bakın ne güzel yazmış Muhsin özdemir :

Bir kadını darağacında astılar

Korkulu dallardaki kırlangıçlar

Ağlayarak uçtular

Üşümüşlerdi

Bir kadının kadınlığını asitle

Almışlardı ondan

Kargalar giysilerini

Pazara çıkarmışlardı

Ve ısındılar

Ey bu diyarın bütün kadınları

Tanrı kulağımda fısıldayıp söz vermiş

Gelin o kadim ve terkedilmiş

Cennete geri dönelim

Bu sefer elma var

Günah var

Fakat elmalar zehirlidir

Öleceğiz biz

Ama biz öldürsünler diye

Ademi

Doğurmayacağız...

Ders olmalı bu idam bizlere…

Zulme ses çıkarmayı öğretmeli hepimize…

Evet Müslüman kızlarımız iffeti okumalı onda…

İdam edilen Reyhani ama ölen biz…

Şimdi soruyorum :

İdam edilen Reyhani mi yoksa sessiz kalan ve kalmaya devam edecek olan vicdanlarımız mı ?

Soruyorum bugün idam edilen Reyhani mi yoksa lise veya  üniversiteli olan evinde annesinden çekindiği için giyindiği başörtüsünü dışarıda hayasızca çıkaran iffetini kaybetmiş insancıklar mı ?

Soruyorum bugün idam edilen Reyhani mi yoksa örtünmeyi Allah’ın ayetlerinden değil de markalardan öğrenenler mi ?

Soruyorum bugün idam edilen Reyhani mi yoksa müslüman kadına yönelik moda dergisi çıkarabilecek kadar aşağılık olan ve  kızlarımızı iffetsizliğe sürükleyenler mi ?

Soruyorum bugün idam edilen Reyhani mi yoksa hayasızca dolaşabilen, hiç çekinmeden kendini  teşhir edebilen ( müslümanım elhamdülillah ) diyebilen kızlar mı ?

Soruyorum bugün idam edilen Reyhani mi yoksa dünyevileşme çukuruna düşmüş, hayatta hedefleri bile olmayan, alem-i İslam derdini gönlünde taşımayan, zulme sessiz kalan, onlardan banane diyebilecek kadar alçalan bizler mi ?

Soruyorum Allah aşkına İranlı o hakimlerin ve idama destek olanların Irak’ta Müslüman bacılarımıza önce zorla tecavüz edip sonra öldüren Amerikalı  askerlerden ne farkı var ?

Allah’ım zalimin zulmüne karşı hakkı haykırmanın en büyük cihad olduğunu ne zaman öğreneceğiz ?

Rabbim sen bizlere şuur ihsan eyle…

Müslümanın DERDİ İLE DERTLENMEYİ nasip eyle…

Zulme rıza göstermeyip baş kaldırmayı nasip eyle…

Rabbim iffetimizi  senin istediğin bir şekilde  muhafaza  etmeyi nasip eyle…

Ne demişti Emerson : Dualarınıza dikkat edin gerçekleşebilir !...

Yazıma ondan geriye kalan annesine yazdığı mektubu ile son veriyorum :

İşte o mektup;

Sevgili Sholeh ;

“Öğrendim ki bugün kısasla tanışma sırası benimmiş. Yaşam kitabımın son sayfasına geldiğimi senden öğrenemediğim için kırgınım. Bilmem gerektiğini düşünmüyor muydun? Üzgün olduğun için ne kadar mahcup olduğumu biliyorsun. Neden senin ve babamın elini öpme şansını bana vermedin?

Dünya bana yaşamak için 19 yıl verdi. O uğursuz gecede ölmeliydim. Bedenim şehrin bir köşesine atılmalı ve birkaç gün sonra polis beni teşhis etmen için seni tecavüze uğradığımı da orada öğreneceğin adli tıp doktorunun ofisine götürmeliydi. Biz onların gücü ve servetine sahip olmadığımız için, katilim asla bulunamayacaktı.

Hayatına utanç ve ızdırapla devam edecek, birkaç yıl sonra da bu ızdırap seni öldürecekti.

Her nasılsa bu lanetlenmiş hikaye değişti. Bedenim bir köşeye atılmadı, ama Evin hapishanesi ve onun tek kişilik hücresine gömüldü, şimdi de mezarlığa benzeyen Şehr-e Ray hapishanesine. Ama kaderim buymuş, şikayet etme. Sen benden iyi bilirsin ki ölüm yaşamın sonu değildir.

Sen bizlere okula giderken bir kavga ya da şikayet karşısında bir hanımefendi gibi olmamızı öğretmiştin. Nasıl davranmamız gerektiğinin altını ne kadar çok çizdiğini hatırlıyor musun? Senin deneyimlerin yanlıştı. O kaza başıma geldiğinde, öğrendiklerimin bana yardımı olmadı. Mahkemede beni soğukkanlı ve zalim bir suçlu gibi anlattılar. Hiç gözyaşı dökmedim. Hiç yalvarmadım. Kanunlara güvendiğim için ağlamadım.

Ama kayıtsız olmakla suçlandım. İşte, sivrisinek bile öldüremez, hamam böceklerini antenlerinden yakalayıp dışarı atardım. Taammüden cinayetle suçlanıyorum. Hayvanlara yaptığım muamele bir erkeğe eğilim olarak yorumlandı ve hakim kazanın yaşandığı sırada tırnaklarımın uzun ve ojeli olduğu gerçeğine bile bakma zahmetine katlanmadı.

Kendisinden adalet beklenen bir hakim için ne kadar da iyimser! Ellerimin sporcu kadınlar gibi, özellikle de boksörler gibi, iri olmadığını sorgulamadı. Ve içime sevgisini ektiğin bu ülke beni hiçbir zaman istemedi, beni sorgulayanların hakaretleri yüzünden ağlarken, en adi sözlerini dinlerken hiç kimse bana destek olmadı. Güzelliğimin son işareti saçlarımı kazıdığımda 11 gün hücre cezasıyla ödüllendirildim.

Sevgili Sholeh,

Duydukların yüzünden ağlama. Karakoldaki ilk günümde, yaşlı bekar bir görevli canımı yakmak için tırnaklarımı kullandığında, güzelliğin burada aranan bir şey olmadığını anlamıştım. Güzel görünmek, güzel düşünce ve dilekler, güzel el yazısı, güzel gözler ve görüş, hatta hoş bir sesin güzelliği…

Anneciğim, düşüncelerim değişti ve bunun sorumlusu sen değilsin. Sözlerimin sonu gelmeyecek; onları, senin yokluğunda ve senden habersiz beni infaz ederken sana ulaştırması için birine veriyorum. Sana miras olarak pek çok el yazımı bırakıyorum.

Yine de ölmeden önce senden bir şey istiyorum. Aslında bu dünyadan ve bu ülkeden bir tek isteğim var. Biliyorum bunun için zaman lazım. Ama lütfen ağlama ve dinle…

Senden mahkemeye gidip bu arzumu anlatmanı istiyorum, hapisteyken böyle bir mektup yazamazdım. Bir kez daha benim yüzümden acı çekeceksin. Eğer yalvarman gerekirse, bunun için sana kızmam. Gerçi sana yapmamanı söylememe rağmen infaz edilmemem için onlarca kez yalvarmıştın.

İyi kalpli annem, sevgili Sholeh, canımdan daha çok sevdiğim, toprağın altında çürümek istemiyorum. Gözlerimin, genç kalbimin toza dönüşmesini istemiyorum. Ben asılır asılmaz bunu ayarlamanı; kalbimin, böbreğimin, gözlerimin, kemiklerimin, vücudumdan ne nakledilebilirse onları ihtiyacı olanlara hediye etmeni istiyorum. Organlarımı alanların ismimi bilmesini, bana bir buket çiçek almalarını hatta benim için dua etmelerini bile istemiyorum.

Şunu çok içten söylüyorum, gelip yas tutarak acı çekeceğin bir mezar istemiyorum. Benim için siyahlar giymeni istemiyorum. Zor günlerimi unutmak için elinden geleni yap. Rüzgar beni alıp götürsün.

Dünya bizi sevmedi. Kaderimi istemiyorum. Ve şimdi ölümü kucaklayarak buna bir son veriyorum.

Çünkü Allah’ın mahkemesinden, beni sorgulayanlardan ben davacı olacağım. Hakimden; beni taciz etmekten geri durmayan Yüksek Mahkeme’nin hakimlerinden davacı olacağım.

Yaratıcının mahkemesinde Dr. Farvandi ve Kasım Şabani’den davacı olacağım; tüm o bilgisizlerden, yalanlarıyla bana haksızlık eden, benim haklarımı çiğneyen ve gerçeğin bazen görünenden farklı olduğuna dikkat etmeyenlerden davacı olacağım.

Sevgili iyi kalpli Sholeh, diğer bir değişle sen ve ben suçlayanlar, diğerleri ise sanık. Bekleyip Allah’ın ne istediğini görelim. Ölene dek seni kucaklamak isterdim. Seni seviyorum”

Reyhaneh Cebbari Melayeri

banner120

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner115
    Hava Durumu
    Tümü Anket
    Ne Tür Haber Okuyorsunuz ?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv